15 Haziran 2023 Perşembe

Aile Mirası Reçeteler-Yılmaz Parlar

  Aile Mirası Reçeteler

Eskiden Yemeklerin Tadı Neden Daha Güzeldi?


Bugünün gıdaları ile bir asır öncesinin gıdaları arasındaki en büyük fark, içerdiği işleme ve katkı maddelerinin miktarıdır . 



Göçmen Artisan Bakery’nin desteği ile Selin Atasoy’un hayata geçirdiği, Sahrap Soysal’ın danışmanlığını yaptığı Okan Bayülgen’inde katıldığı destek verdiği ve yaptığı ön konuşma sonrasında, “Aile Mirası Reçeteler” projesi Dada Salon Kabarett’de tanıtıldı



Proje danışmanı Sahrap Soysal başda olmak üzere, Ayfer Yavi, Gilda Kohen, Meri Çevik Simyonidis, Müjgan Doğunç, Nadya Şener, Neylan Ziyalar, Sine Boran Art, Takuhi Tovmasyan ve Yıldız Küçükkurt kısa konuşmalar gerçekleştirdiler. Hamur işi tarifi ile birlikte hikayeleri, mutfak ve sofra kültürlerini paylaştılar.

Geçmişten bugüne gelmiş unutulmayan özel lezzetleri ve tarifleri projeye katılan isimler anekdotları ile anlatdılar.

Etnik kökenleri ve yerel lezzetleriyle Türkiye’nin bütününü dahil edecek şekilde aile reçeteleri arasından seçilen 50 tarif ve geldikleri ailelerin hikayeleri ile özel bir kitap hazırlanacak.

Göç ile birliktde yanlarında taşıdıkları kolay yapabildekleri hamur lezzetleri ile hem kültürel ilişkiler kurarak hemde aile fertlerini besleyen annelerden ninelerden miras kalan Lezzet Göçünün tarifleri böylece belgesele dönüşecek.

Lezzet Nedir?

Lezzet, yemekten zevk almamızda ve seçimimizde önemli bir role sahiptir. Dil, temel tadı tanıyan alıcılarla kaplıdır: tuzlu, ekşi, acı, tatlı ve Bu tat tomurcukları ayrıca ağız kenarında, yumuşak damakta, yanaklar, boğazın arkası ve yemek borusunda bulunur. 

Diğer faktörler de tadı nasıl deneyimlediğimize katkıda bulunur. Yiyecek ve içecekleri belli renklerde görmeyi bekliyoruz. Beklediğimizden farklı bir renge sahiplerse, beyin ağızdan ve gözlerden karışık sinyaller alacak ve tatları farklı olacaktır. 



Dokuların ve kimyasal etkileşimlerin benzersiz bir kombinasyonuna sahip olan ağız hissi, lezzetin nasıl algılandığını da büyük ölçüde etkiler. Pürüzsüz, çıtır çıtır, yumuşak, gevrek, sulu, kremsi, sıcak veya soğuk, hepsinin yediğimiz yemeğin lezzeti üzerinde etkisi vardır. 

Hafıza ve nostalji de bir rol oynar. Tat almanın hafıza üzerindeki etkisi , Kayıp Zamanın İzinde, Geçmişi Hatırlamak ' geçmişin tatları, Bugün yediğimiz yiyecekler ve tercih ettiğimiz tatlar, çeşitli istilacılar, çevreler, gelenekler, yeni keşfedilen topraklardan ve göçmenlerden etkilenen uzun, karmaşık ve büyüleyici bir tarihe sahiptir. Bazı tatlar zaman geçtikçe hayatta kalırken, diğerleri tamamen ortadan kalktı.

Nostaljik, sağlıklı, yerel ve egzotik tatlar, Lezzet trendleri sürekli değiştiği için gıda üreticileri, kaprisli gıda modasına ayak uydurmak ve tüketici tercihlerini karşılamak için çabalıyor

Lezzetlerin Önemi Nedir?


Lezzetlerin birincil işlevi , besleyici özellikleri olmadığı için gıdalara tat katmaktır . Tatlar hem doğal hem de yapay çeşitlerde gelir. Yapay tatlar, daha geniş ve daha çeşitli tatlar sağlamak için özenle seçilir.

Doğal ise, çok çeşitli tatlar elde etmek için meyveler, baharatlar ve sebzeler gibi doğal türevleri içerebilir.

Doğal tatların bile bir desteğe ihtiyacı vardır. Çoğu zaman, bu lezzet kombinasyonlarını elde etmek için karışımlarda minimum miktarda bileşik kullanılır. 



70'li yaşlarındaki veya daha büyük insanlara bugün yemeklerin tadının nasıl olduğunu sorarsanız, büyük olasılıkla size onların büyüdükleri şeye hiç benzemediğini söyleyeceklerdir. Birçoğu başlangıçta bunu değişen zamanlara ve tat alma tomurcuklarının yaşlanmasına bağladı, ancak bugün yapılan araştırmalar, yediklerimizin aslında geçen yüzyılda önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor .

Aile Mirası Reçeteler” projesi, kapsamında farklı geleneksel reçeteler aracılığıyla bu tariflerin ait olduğu dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye göç eden ailelerin hikayelerini ve tariflerini kapsıyor.

Süryani, Ermeni, Musevi, Rus, Çerkes, Girit, Boşnak, Rum, Kürt, Arnavut, Bulgar ve diğer mutfak lezzetlerinin göçlerden sonra Türkiye’de nasıl yaşatıldığının ve aktarıldığının izlerini taşıyacak kültürlerin uyumunu işaretliyecek. 

Ayrıca projeye katılmak isteyenler, info@gocmen.co adresine, konu başlığına “Aile Mirası Reçeteler” yazarak e-posta gönderebilecek.


yilmazparlar@yahoo.com


10 Haziran 2023 Cumartesi

Fellowship Program Mükemmel Rami Kütüphanesi Mükemmel-Yılmaz Parlar

  Fellowship Program Mükemmel Rami Kütüphanesi Mükemmel

Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle İstanbul Valiliği himayesinde, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından düzenlenen IPF, yayın dünyasını Dünyanın en büyük  ilk üç arasında bulunan, İstanbul Rami Kütüphanesinde ağırladı.

Kardeşlik birliği oluşturur,  Birlik, her şeye ortak olmak ve aynı fikirde olmaktır 



Basım Yayın Meslek Birliği tarafından düzenlenen 8. İstanbul Publishing Fellowship Programı 6-7-8 Haziran 2023 tarihlerinde Rami Kütüphanesi'nde gerçekleşti. Her yıl telif ve çeviri görüşmeleri yapmak amacıyla yabancı katılımcıları İstanbul’a getiren program, bu yıl da  hibrit bir modelde yapılarak hem çevrim içi görüşmeler gerçekleşti hem de fiziki görüşmeler yapıldı.


Program kapsamında bu yıl da bir ülkenin yayıncılığının ve edebiyatının merkeze alınarak tematik bir şekilde işlendiği "Odak ülke" çalışması yapıldı ve Türkçe’den yabancı dillere telif alışverişini teşvik ederek sektörün gelişimine, kültürel iş birliğine ve tanıtımına katkıda bulunmak, telif çalışmalarını teşvik etmek ve başarıları ödüllendirmek amacıyla İstanbul Telif Ödülleri verilmesi planlandı.



Program açılış konuşmaları ile başladı

Kültür Somut Ve Somut Olmayan Miras Olarak İkiye Ayrılır

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, yaptığı açılış konuşmasında kültürün somut ve somut olmayan miras olarak ikiye ayrıldığını belirti.

Demircan "Dünyadaki bütün şehirler, kültürler ve medeniyetler kültürü geliştirmek için önce somut miraslarını ciddi şekilde ele alır. Anadolu, bu anlamda çok zengin. Geçmiş dönemlerden kalan antik kentler, tarihi mekanlar, onların restorasyonu ve onları yaşanabilir modda tutmak ve kullanabilmek çok kıymetli. Bu perspektiften baktığımızda Rami Kütüphanesi çok güzel bir örnek çünkü burası Osmanlı döneminde askeriye için yapılmış bir kışla ama aynı zamanda modernizasyonun da bir temsilcisi. Bugün tarihi ihtişamıyla ortaya çıkan bu mekan, somut mirasımızın aktarıcısı olan kitaba, yayıncılığa ve kütüphaneciliğe tahsis edilmiş." Sözleriyle Fellowship Proramın çok yerinde seçilen mekan olduğunu vurguladı.



Yayıncılık Her Şeyden Önce Gönül İşidir

TBYM Başkanı Mehmet Burhan Genç "Gönülden gönle mesajı olan, söyleyecek sözü olanın yaptığı bir iştir yayıncılık. Yayıncı sözü alır ve her bir insana, dünyanın her köşesine ulaştırmak için gayret eder, çaba harcar. Ülkeden ülkeye, dilden dile sözünü, mesajını iletmektir onun çabası. Bunun için de bir pazar gerekir ki söz dilden dile, ülkeden ülkeye taşınabilsin. TBYM olarak sekizincisini düzenlediğimiz Istanbul Publishing Fellowship, Uluslararası İstanbul Yayıncılık Profesyonel Buluşmaları bu işin pazarı olmak için var. Ama bu pazar bildiğimiz pazar değil, olabildiğince naif, latif ve zarif bir pazar söz konusu." Sözleriyle programın önemini ifade etdi. TBYM'nin 660 yayıncı üyesiyle yılda yaklaşık 150 milyon kitap üretimi yaptığını belirtdi

Zamanın Ruhu Kitaptır, Kitabın İçindekiler Dışına Saçılanlardır.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, "TBYM tarafından düzenlenen bu organizasyon, Türkiye'deki yayıncılığın dünya ölçeğinde kurduğu bir iletişim platformu olarak işlev görüyor. Ben bu noktada, birliğimizin kıymetli başkan ve yöneticilerini tebrik ediyorum. Bu kıymetli buluşma Zamanın ruhu kitaptır, kitabın içindekiler ve kitabın içinden dışına saçılanlardır."dedi sayesinde önümüzdeki 3 gün boyunca küresel, bölgesel ve yerel ölçekte yayıncılığın tüm yönleri konuşulacak, fikir alışverişi yapılacak. Bu yıl Özbekistan'ın odak ülke olarak seçilmiş olmasını da ayrıca anlamlı ve önemli buluyorum. İnanıyorum ki kardeş ülke Özbekistan'ın çok değerli yayıncılarıyla bir arada olma fırsatını değerlendirerek inşa edeceğimiz yeni iş birlikleri, kültür hazinemizin işaretleri olacaktır. Ben bir yayıncıyım. Bana göre dünya kitabın ta kendisidir. 



IPF 2024'te "Odak Ülke" Meksika olacak

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve Kitle İletişim Kurumu Müdür Yardımcısı Bozorov Gayrat Nazaroviç, törenin sonunda Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’a hediye takdim etti.

Nazaroviç ayrıca, 2024'ün Odak Ülke'si Meksika'yı temsilen Meksika Yayıncılar Birliği Başkanı Hugo Setzer'e devir teslim etdi 

Açılış etkinliğine Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, Telif Hakları Genel Müdürü Ziya Taşkent, Basın Yayın Birliği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ile yurt içi ve dışından çok sayıda yayıncı katıldı.

8. Istanbul Publishing Fellowship Program, Uzak Asya'dan Latin Amerika'ya, Kuzey Avrupa'dan Afrika'ya, dünyanın dört bir köşesinden yayıncıları ağırladı.

İstanbul'u yayımcılık dünyasında bir marka haline getirip dünyanın önemli telif pazarlarından birisi yapmayı hedefleyen programa bu yıl, 214'ü fiziki, 196'sı çevrim içi olmak üzere 66 ülkeden 410 yayıncı katıldı.



Programda, 2023'ün odak ülkesi olan Özbekistan'la ilgili özel oturumlar düzenlendi.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Murat Özel'in yönettiği özel oturumda Türkiye ve Özbekistan'daki yayıncılık faaliyetleri ile iki ülke edebiyatı ele alındı.

Özbekistan Heyeti Başkan Vekili Majidov Gayrat Axadoviç, konuşmasında Yunus Emre'nin sözlerinden alıntı yaptı. Edebiyatın ülkeleri ve insanları birleştirici gücünü vurguladı.

Axadoviç "Bugün bu etkinlikte yayıncılar olarak birbirimizle tanışıp fikir alışverişinde bulunacağız. Türk edebiyatından Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı, Sait Faik Abasıyanık, Bahaettin Karakoç gibi yazarların ve Özbekistanlı halk şairlerinin eserleri, Bizim ülkemizde edebiyata olan ilgi en üst düzeyde." Şeklinde yazarlarımızın tanındığına değindi.

Özbekistan Yayınevi Çeviri Bölümü Başkanı Omonov Muhiddin Sattoroviç  "Sadece Orta Asya edebiyatı değil dünya genelinden pek çok eseri Özbekçe'ye çeviriyoruz." dedi.



Oturumun sonrasında Rami Kütüphanesi gezildi

Rami Kütüphanesinde Görevli Ayşenur Yaşar’dan aldığımız bilgilere göre; Hikayesine 18. yüzyılda askeri bir kışla olarak başlanan Rami Kütüphanesi; ismini atıcı, ok atan anlamlaranına gelen ve şiirlerinde kullandığı mahlası dolayısıyla da bu şekilde anılan, bölgede çiftliği bulunan Rami Mehmet Paşa'dan almıştır. 3. Mustafa devrinde inşa edilen kışla 2. Mahmut devrinde onarımdan geçmiş ve Yeniçeri Ocağının kaldırılması ile Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun karargahı ve talimhanesi olmuştur. Padişah, 1828-29 Osmanlı-Rus harpleri sırasında kışlaya yerleşerek devlet yönetimini buradan sürdürmüştür. Selimiye ve Davutpaşa kışlalarından sonra üçüncü büyük kışla niteliği taşımıştır. 


İstanbul'un işgali sırasında Fransız karargahı olarak zaptolunmuş beş yıllık bir süreçten sonra tahrip edilerek terk edilmiştir. 


1971'e kadar askeriye olarak kullanılan kışla daha sonra Belediyeye devredilmiş uzun bir süre hal esnafına ev sahipliği yapmıştır. Bu süre zarfında yüzde sekseni tahrip olan yapı 2013'te Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmiş ve restorasyonuna başlanmıştır. 13 Ocak 2023'te Rami Kütüphanesi açılmıştır.


Gece Windsor Hotelde Gala düzenlendi. Özbekistan müzik gösterimi eşliğinde  Özbek mutfağından seçkiler ikram edildi.



Sponsorlara Teşekkür Plaketleri sunuldu. 

TBYM tarafından IPF'ye katkılarından ötürü Anadolu Ajansı adına Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz'a, Albayrak Grubu adına Fatih Emre Tuğrul'a, DEKMEB adına Mustafa Al'a, Basın Yayın Birliği adına Mustafa Karagüllüoğlu'na, İTO adına Mehmet Akif Develioğlu'na, Üsküdar Belediyesi adına Mesut Meyveci'ye, Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı adına Cemil Hakan Kılıç'a ve Rami Kütüphanesi adına Kütüphane Müdürü Ali Çelik'e plaket takdim edildi.

yilmazparlar@yahoo.com

26 Haziran 2022 Pazar

Eyüp Belediyesi-Okumak Güzeldir- 3. yarışması ödül töreni-Yılmaz Parlar

 Okuma Yarışmasının Önemi 

Okumak, genel olarak yaratıcı düşünme ve biliş için önemli bir araç ve koşul, yaşam yasalarını anlamanın ve ustalaşmanın bir yolu, sadece bir bilgi edinme süreci değil, aynı zamanda bir kişiyi oluşturan ve kişisel potansiyelini uyandıran bir faktördür 



Okuma, bireyin gelişiminde güçlü bir faktördür, bu nedenle çocuklarla çalışan kütüphanelerin temel görevi, onları modern bilgi teknolojileri ve bir bilgi ve okuma kültürünün oluşumu dahil olmak üzere her yönden okumaya tanıtmak olacaktır.


Okuma, kültürel yeterliliğin oluşumunda en önemli rolü oynar. Aynı zamanda, teknik, doğa bilimleri veya sosyal-insancıl bir metin bir kişinin entelektüel alanını geliştirirken, edebi bir metin ahlaki ve estetik gelişimi etkiler, yeni düşünce ve duyguların kaynağıdır ve sosyal deneyim en açık şekilde yansıtılır. 



Eyüpsultan Belediyesi tarafından Temel görevi çocukların yetenek ve eğilimlerini geliştirmek, bireyi ve vatandaşı devlette geçerli olan ahlak, kültürel standartlar ve değerlere uygun olarak eğitmek olan aile, okul, kütüphane dahil olmak üzere çok sayıda sosyal kurum, öğrencilerin sosyalleşme sürecini sağlamak, kitap okuma alışkanlığı kazandırmak, kitap okumayı sevdirmek, Türk Dili ve Edebiyatı'nın seçkin eserlerine ilgiyi artırmak amacıyla “Okumak Güzeldir” sloganıyla düzenlenen 3. yarışması kazananları ödüllerini aldı. 

Yaklaşık 27 bin kişinin katıldığı yarışmada dereceye girenler ödüllerini tekne turunda aldılar.

Asiye Sümeyye Kapusuz birinci olurken Güzey Berkem Güven, Bahar Tuğrul, Fatma Betül Uçar  diğer ödülü alan isimler oldu.



Ödül törenine katılan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “İstanbul il sınırlarıyla başladığımız yarışmamız il dışına taştı. Çok mutlu olduk. dedi 

Boğaz Tekne Turu ile sahipleri bulan ödüllerin verildiği okuma yarışmasının vesile olduğu okuma alışkanlığı, Bir bireyin sosyalleşmesi, dünya görüşüne ve kültürel değerlere ve geleneklere, sosyal davranış yasaları ve normlarına, bilgi ve becerilere, sözlü ve sözlü olmayan sosyal iletişim kanallarına dayanan sosyal oluşum sürecidir.

 

yilmazparlar@yahoo.com


11 Nisan 2022 Pazartesi

Londra Kültür Elçimiz Semra Eren Nijhar-Yılmaz Parlar

   Londra Kültür Elçimiz Semra Eren Nijhar



Birkaç yıl İngiltere Lordlar Kamarası’nda bir akran danışmanı olarak çalışan Semra Eren-Nijhar ile yaptığımız söyleşinin özetinde paylaştığı bilgiler; Birleşik Krallık ve Avrupa’da önemli bir etkili figür ve bir rol modeli olarak görülen, olağanüstü çalışmaları ve araştırmaları nedeniyle pek çok kez ödüllendirilen



Semra Eren-Nijhar bir yazar, şair, sosyolog, belgesel film yapımcısı, yorumcu ve göç, miras ve Avrupa'da yaşayan Türk halkı konusunda beğenilen bir politika danışmanıdır. SUNCUT Consultancy & Productions'ın İcra Direktörüdür.

 

Semra, genç yaştan itibaren yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde bir dizi siyasi ve toplumsal mücadeleye odaklandı ve 35 yılı aşkın bir süredir Avrupa ve Türkiye'deki sosyal politikaları araştırdı, çoğunlukla miras, göç, diaspora, kadın, gençlik, aidiyet konularına odaklandı. , hafıza, edebiyat ve sanat. Farklı ülkelerde uluslararası fotoğraf sergileri açtı ve 10 kitap yazdı ve yayınladı.


İngiltere'deki Türk toplumunu son yetmiş beş yılda fotoğraf, röportaj ve portrelerle anlatan 'Londra Türkleri - Kendi Sözleriyle' adlı çalışması, Birleşik Krallık'taki Türk diasporası üzerine yapılan ilk büyük çalışma oldu ve sergilendi ve kabul gördü. Büyük Londra Otoritesi, Londra Belediye Başkanı tarafından 2006'da ve 2007'de Avrupa Birliği Parlamentosu'nda.


Semra Eren-Nijhar, İngiltere, Belçika ve Türkiye'de çeşitli fotoğraf sergileri araştırdı ve oluşturdu ve çalışmaları ağırlıklı olarak insan ve birey portrelerine odaklanıyor.

 


Semra ayrıca çok beğenilen "Türkler Londra'da", "Londra'da Türk Gençliği", "Millennium Şairi Osman Türkay", "Hindistan Londra'da Yaşıyor" gibi birçok belgesel filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptı. Bazıları Türkiye'de ve yurt dışında TRT ağında yer aldı. Ayrıca, Türk TV kanalında haftalık olarak yayınlanan 'Avrupa'da Söz Bizde – Avrupa'daki Sesimiz' adlı tartışma programlarının yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptı.

Semra, iki kez Nobel Ödülü'ne aday gösterilen Kıbrıslı Türk şair Osman Türkay konusunda seçkin bir uzmandır ve çalışmalarının Avrupa'da ve Türkiye'de bir kez daha hayat bulmasını sağlamıştır. Eren-Nijhar birkaç yıl Lordlar Kamarası'nda bir akran danışmanı olarak çalıştı.


2014 yılında Londra'da başlatılan "Londra'da Türk Mirası Günü"nün "Birleşik Krallık'taki Türk Mirası" girişiminin kurucusu ve aynı zamanda uluslararası Boğaziçi Zirvesi'nde lansmanı yapılan "Avrupa'daki Türk Mirası"nın kurucusudur. Kasım 2019'da İstanbul'da. İngiltere'de ve Avrupa'da Türk Mirası kavramının ilk kişisi ve öncüsüdür.


Son araştırması, farklı miras ve milletlerden insanlarla koku alma deneyimleri hakkında röportajlar sunduğu “koku ve hafıza” üzerinedir.


Semra'nın çalışmaları, olağanüstü çalışmaları ve araştırmaları nedeniyle birçok ödülle tanınmıştır ve Birleşik Krallık ve Avrupa'da önemli bir etkili figür ve bir rol modeli olarak görülmektedir.


yilmazparlar@yahoo.com



Our London Cultural Ambassador Semra Eren


The information she shared in the summary of our interview with Semra Eren-Nijhar, who worked for several years in the House of Lords as an adviser to a peer.


Semra Eren-Nijhar is an author, poet, sociologist, documentary film maker, commentator and an acclaimed policy consultant on migration, heritage and Turkish people living in Europe. She is the Executive Director of SUNCUT Consultancy & Productions.

 

Semra has focused from a young age on a number of political and community struggles locally, nationally and internationally and researched social policies across Europe and Turkey for more than 35 years, mostly focusing on issues of heritage, migration, diaspora, women, youth, belonging, memory, literature and the arts. She has held international photographic exhibitions in different countries and authored & published 10 books.


Her work ‘London Turks – In Their Own Words’ which chronicles the Turkish community over the last seventy-five years with photographs, interviews, and portraits in the UK was the first major work on the Turkish diaspora in the UK and was exhibited and acknowledged by the Greater London Authority, Mayor of London in 2006 and in 2007 at the European Union Parliament. 


Semra Eren-Nijhar has researched and created several photographic exhibitions in Britain, Belgium and Turkey and her work mainly focuses on portraits of people and individuals.

 

Semra has also produced and directed several documentary films, which include the much acclaimed, ‘Turks in London’, ‘Turkish Youth in London’, ‘Millennium Poet Osman Türkay’, ‘India alive in London’. Some have been featured on the TRT network in Turkey and abroad. In addition, she had produced & presented on a weekly show on Turkish TV channel, a discussion programmes called ‘Avrupa’da Söz Bizde – Our Voice in Europe’.

Semra is a distinguished expert on the twice Nobel Prize nominee Turkish Cypriot poet Osman Türkay and has enabled his work to come to life once again in Europe and in Turkey.  Eren-Nijhar worked for several years in the House of Lords as an adviser to a peer.


She is the founder of the ‘Turkish Heritage in the UK’ initiative of the "Turkish Heritage Day in London" – launched in 2014, London and as well the founder of the "Turkish Heritage in Europe" which was launched at the international Bosphorus Summit in November 2019, in Istanbul. She is the first person and a trailblazer on the notion of Turkish Heritage in the UK and in Europe.


Her recent research is on ‘smell & memory’ where she features interviews of people from different heritage and nationalities, about their olfactory experiences.


Semra’s work has been recognised through many awards for her outstanding work & research and is seen as a key influential figure and as a role model within the UK and across Europe.


yilmazparlar@yahoo.com

Kaynak:Net Haber Ajans 

3 Ekim 2021 Pazar

Sosyal Akıl Derneği-Sosyal Kütüphane-Yılmaz Parlar Haberi

  


EN SEÇKİN 500 KİTAP

Bilgi toplumunda bilginin üretimi ve tüketimi en önemli faaliyettir. Bilgi en önemli kaynaktır. Sosyo-kültürel bir süreç olarak bilişimi karakterize eden ana kategoriler, bilgi fonu ve bilgi akışı hakkındaki fikirlerdir. Bilgi fonu, insanlığın sahip olduğu tüm kültürel bilgilerdir. Bilgi akışı, belirli bir zamanda toplumda dolaşan, bilgi etkileşimi konusu tarafından nesneye aktarılan ve nesne tarafından sosyal aktivitenin meta-araçları olarak kullanılan kültürel bilgiyi ifade eder. Bu durumda en yüksek bilgi düzeyi bilgidir. Sıralı, artırılmış ve depolanmış bilgidir.


Bu bağlamda Sosyal Akıl Derneği tarafından hayata geçirilen “Sosyal Kütüphane” projesi, bize göre; gençlerin bilgiye erişim ve eğitimde yenilikçi faaliyetlerin sonuçlarının yaygınlaştırılmasında dijital kütüphanelerin rolü açısından önemi son derece mükemmel olan toplumsal sorumluluk projesidir.

Araştırmacı yazar ve Gazeteci Recep İncecik’e ait, Osmanlı Mutfağını en iyi uygulayanlardan biri olan Sultanahmet Küçük Ayasofya Caddesinde bulunan Sultan köşesi Restaurant’da 01 Ekim 2021 Cuma günü, Akıl Derneği üyeleri, çeşitli akademisyenler, eğitim dünyasının önde gelen isimleri, STK temsilcileri ve gazeteciler ortak akıl toplantısı gerçekleştirdiler.



İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen, Sosyal Akıl Derneği’nin geliştirdiği “Sosyal Kütüphane” projesi, hakkında; Sosyal Akıl Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Dündar, “Ülkemizin nitelikli insan ve güçlü toplum idealinin gerçekleşmesine katkı sunmak istiyoruz. Beşeri sermayenin güçlendirilmesi, sosyal ve kültürel kalkınma, toplumsal sorunların tespiti ve bu sorunların çözümü için yapılan önemli çalışmalara önem veriyoruz.” Sözleriyle açılış konuşmasınına başladı.



Başkan Mesut Dündar, “Yerel, ulusal ve küresel sorunların çözümü, toplumsal dönüşümün en küçük yapı taşı olan insanın değişimi, gelişimi ve dönüşümü ile ilgilidir. Değişim, kişinin kendisiyle başlar. Bu da algıları açmak, kişisel potansiyeli artırmak, yaşama ait her şeye farklı açılardan bakabilmekle olur. Farklı bakabilmenin en iyi yolu okumaktır. Bireysel çaba ve gayretler bu anlamda çok önemlidir ve aslında bir sorumluluktur. Her bireyin kendi potansiyeli doğrultusunda yapabilecekleri, zincir halinde etkileşimle topluma yansır ve toplum dönüşür. İnsanın bilgisi ve bilinci değişmeden dünya ve insan değişmez.” Şeklinde açıklamalarda bulundu.

Okumanın önemi hakkında; okumak, başka hayatlardan haberdar olmaktır. Diyen, Dündar, “Haberdar oldukça, geldiğimiz noktaya ayrı yollardan ulaştığımızın farkına varırız. Bu farkındalık bize, bizim gibi olmayanı kabul etmeyi öğretir. Kendimize ve başkasına saygı duymanın vazgeçilemez bir gereklilik ve erdem olduğunu gösterir. Okumak; dünü, bu günü ve yarını okumaktır. Güçlü toplumun inşası zihinlerin güçlenmesiyle mümkün olacaktır. Okumak zihni güçlendirmektir. İnsanın bilinci değişmeden dünya değişmez.”  Sözleriyle okumanın zihin güçlenmesini vurguladı.



Gençlerin öğretmensiyle, mesleki faaliyet eğilimlerini analiz edersek;

İnternet teknolojilerinin kullanımı yoluyla normatif, eğitimsel, metodolojik bilgileri yayma maliyetini düşürmeye yönelik fayda sağlar, pek çok materyalin basılmasına, saklanmasına, taşınmasına ve dağıtılmasına gerek yoktur.  Yayınlar yazarları güçlendirmeye yardımcı olur. Düşük tirajlı ve dolayısıyla kârsız yayınlar bile okuyucularını bulabilir ve olumlu bir pratik etki getirebilir.

Bilginin okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin şahsında tüketicilerine ulaşması için gereken süre önemli ölçüde azaltılır.

Dijitalleşmeleri nedeniyle nadir kaynaklara erişim genişleyecektir. Kağıt, sinematografik ve video kasetler, diskler, kayıtlar gibi kısa ömürlü ortamlarda saklanan kaynaklar, özellikle bazı çoğaltma cihazları yavaş yavaş kullanımdan kaldırıldığından  kaybolmadan ve tamamen unutulmadan kalacaktır.

Yenilikçi bilgiler ve gelişmiş pedagojik deneyim daha yoğun bir şekilde yayılmaktadır  modern yayınlarla ilgili gerekli verileri izlemek mümkündür.  

Mevcut tüm bilgilere hızlı erişim olanağı sürekli olarak genişlemektedir Kullanıcılar, bilgi kaynaklarının fiziksel konumundan bağımsız olarak, günün herhangi bir saatinde ve okuyucuya uygun herhangi bir yerde dijital kütüphanelerden istifade edebilirler.

Bütün bunlar kuşkusuz öğretmenin öğretim ve araştırma faaliyetlerine olan ilgisini artırmaktadır.

yilmazparlar@yahoo.com


22 Ağustos 2021 Pazar

OSMANLI SARAYI MUTFAĞI KİTABI-Yılmaz Parlar

 


OSMANLI SARAYI MUTFAĞI

Her şefin her aşçının her yemek yapanın okuması gereken kitap…

İstanbul kalbindeki, turizmin göz bebeği Sultanahmet Küçük Ayasofya caddesi No 6’da  Bulunan Sultan Köşesi Restaurant-Hotel sahibi, araştırmacı yazar, gazeteci, Recep İncecik, 400 sayfayı aşkın Osmanlı Sarayı Mutfağı kitabını yazıyor.




İlk taş baskısı melceü't tabbahin adlı, basılan ilk yemek kitabından, Atatürk’ümüzün baş aşçısı yemek kitabına kadar çok geniş Osmanlı ve günümüz yemek kitap koleksiyonuna sahip Recep İncecik’in, Osmanlı Sarayı Mutfağı kitabın özgün sanatsal sayfaları sanatcı İsmet X Bilen tarafından tasarlanıyor.

Çok ilginç Koleksiyonda, Osmanlı dönemdeki yiyecek içecek mekanların envanteri olan kitabda verilen vergiler dahi mevcut. Günümüzde bırakın yiyecek mekanları sanayinin bile bir envanteri yok.



Yazar Recep İncecik Osmanlı Saray Mutfak konusunda bir otoriter,

Kitab, yemek sanatıyla birlikde, “Resim, günlük tutmanın başka bir yolu" diyen Pablo Picasso’nun Türkiye Pablo Picasso’su Uluslararası ünlü çok yönlü İsmet X Bilen, plastik resim sanatı ile birlikde heykeltıraşlık, mozaik ve duvar resimleri sanatlarınıda beraberinde icra eden dev sanatcının ara sayfalardaki resimlediği, özgün Osmanlı saray figürleri bütünleşiyor.

Yazar Recep İncecik Osmanlı Saray Mutfak konusunda bir otoriter, tüm tarifleri yıllarca yüzlerce deneyimlemiş gerçek ölçülerine erişmiş hem akademiye hemde endüstriye ışık tutacak feyz alınacak nitelikleri taşıyan duayen biri.

Aslında Osmanlı Saray Mutfak Gastronominin merkezi. Sunduğu şeyler sadece sizin damak zevkinize yönelik değil, temel olarak tüm duyularınıza (koku, görme, ses, dokunma) yöneliktir. Yenilikçi yemek pişirmesini gıda psikolojisi ile ilgilenen nörogastronomi adı verilen yeni ortaya çıkan yeni bir bilim dalı ile ilişkilendirebilirsiniz.




Vücudumuz aynı tadı kaydeder, ancak beynimiz farkı anlayabilir

Tat ve lezzet çok farklı iki şeydir: Tat, yalnızca beş unsurdan oluşan bir deneyimdir: tatlı, tuzlu, acı, ekşi ve ağızda kalan, boğazda bile hafif bir tat bırakan bir lezzete sahip umami.

Lezzet, aynı anda tattan daha geniş ve daha güçlü bir özelliktir; yemek yeme şeklimizi yaratmak ve kontrol etmek için duyularla ve onların ilişkili özellikleriyle hafıza, deneyim, nörobiyoloji birleşir.

Gıda üreticileri, doğuştan arzuladığımız yağ ve şeker yerine margarin ve yapay tatlandırıcılar gibi ikameler kullanarak, tat alma duyularımızı kandırarak bizi daha sağlıklı diyete yönlendirmeye çalışmak için yıllarını harcadılar. Vücudumuz aynı tadı kaydeder, ancak beynimiz farkı anlayabilir

Osmanlı Saray Mutfağı, beden yerine beyine odaklanarak yeme alışkanlıklarımızı farklı bir şekilde değiştirebileceğimizdir.

Bu neden önemli? yapay ikame maddelerinin çoğunun, orijinal üründen daha kötü olmasa da, aynı derecede zararlı olduğu ortaya çıktı.

Gerçek şeker, gerçek enerji, gerçek yağlar ve tuzlar ve tüm lezzet gamını kullanın, ancak daha düşük miktarlarda, sonucun tadını güzelleştirecek ve beyne gerçek enerji sinyalleri göndererek hem psikolojik hem de fiziksel olarak tatmin edici bir deneyim yaratacak şekildedir. Ses, görüntü ve sıcaklık gibi şeyler de zihnimizin tatları nasıl algıladığını etkiler. 

Her kariyerde, zanaatı geliştirmek ve yeni beceriler geliştirmek önemlidir  Mutfak sanatlarında en iyi şefler sürekli öğreniyor ve büyüyor, kendi alanlarındaki en iyi kitapları ve literatürü okuyorlar.



Osmanlı saray Mutfağı kitabında bunları bulacaksınız.

Yemeklerinize baharat karıştırmak gibi uygun pişirme tekniklerini öğrenmek ve ardından pratik yapmak önemli olsa da, öğrenme yolculuğunuz tencere ve tavaların ötesine geçmelidir. Okumak ve sürekli eğitim, mutfak sanatlarında ustalaşmak ve en iyi şef olmak için eşit derecede önemli bileşenler olmalıdır.

Osmanlı saray Mutfağında bunları bulacaksınız. İşte kütüphanedeki bilginizi genişletecek en iyi şef kitabı. Bu gerçek lezzetle nasıl pişirileceğini anlamak için eksiksiz bir kitap. 

Bu kitap, malzemelerin birbirleriyle nasıl etkileşime girdiği ve doğru sıcaklığın önemi gibi pişirme konusunda bilimsel bilgiler sunuyor. Pişirmenin arkasındaki bilimi daha iyi anlamak istiyorsanız, teknik jargona takılmadan, bu muhtemelen okuyacağınız en erişilebilir ve kullanışlı şef kitabıdır.

Mutfak sanatları çalışmanız ömür boyu sürecek bir öğrenme yolculuğuna dönüşmelidir. Sektörü ve potansiyelini daha iyi anlamanın yoludur.



5.500 metre kareyi aşan, duvar resim çalışmaları olan Ressam  İsmet XBilen

Sultan Köşesi restaurantdaki konsepte uygun, 5.500 metre kareyi aşan, duvar resim çalışmaları olan İsmet XBilen ressam tarafından restauranta  yapılan duvar resimleri, sosyal, kültürel ve turizme ekonomik faydaların yanı sıra pozitif ruh sağlığına olumlu olarak katkıda bulunuyor. Resimlerle betimlenen, yapılan Osman saray figürü grafiti çalışmalar, sanata ve yaratıcı ifadeye erişilebilirliği sunuyor. Böylelikle, Sultan Köşesi restaurant Mekanına benzersiz, atmosfer kazandırmış.

Kitaplar bizim zenginliğimiz, maneviyatımız ve en değerlerimizdir. Kitaplar olduğu sürece bir geleceğimiz var demekdir.

Bilgilendirici bir derlemenin yanı sıra, kitapla ilgili en iyi şeylerden biride, Recep İncecik’in sadece yiyecekler ve tarifler üzerinde çalışması değil, aynı zamanda Sarayın kültürel açıdan zengin yaşam tarzınıda yansıtmasıdır.

Kısacası, yemek kültürü hakkında daha fazla bilgi edinmek için yemek yapmayı seven herkesin okuması gereken bir kitap.  

yilmazparlar@yahoo.com


28 Şubat 2021 Pazar

Türkmenin Refah İlkesi

   


Türkmenin Refah İlkesi 



Türkmenistan'ın Bağımsızlığının 30. Yılında 2021 yılı "Türkmenistan-Barış ve Güven Ülkesi" yılı olarak ilan edildi, Devlet Başkanı Sayın Gurbanguly Berdimuhamedov'un armağan olduğu "Türkmen'in Refah İlkesi" kitabının Türkçesinin tanıtım "Türkmenistan – Barış ve Güven ülkesi" yıl  

Türkmenistan Devlet Başkanı'nın Kitabının Tanıtım Toplantısı yapıldı. 



İstanbul üniversitesi Cerrahpaşa sosyal Bilimler Yüksek okulu Sarigazi yerleşkesi konferans salonunda 26 Şubat 2021 Cuma günü gerçekleşen tanıtım toplantısında; Türkmenistan İstanbul Başkonsolosu Myratgeldi Seyıtmammedov, yaptığı açılış konuşmasında; “Türkmenin Refah İlkesi” kitabı on iki bölümden ibaret olup, kitapta hayatın mayası, zeminin esenliği, ebedi yaşamın yönleri, bilimin önemi, sağlıklı yaşam ilkeleri, çalışkanlık, misafirperverlik, dostluk ve kardeşlik ilişkileri, birlik-beraberlik gibi kavramlar kapsamlı olarak anlatılmaktadır."dedi



 İki ülkenin İstiklal Marşlarının okunması ve saygı duruşu sonrası  Türkmenistan İstanbul Başkonsolosu Myratgeldi Seyıtmammedov,  Türkmenistan Ankara Büyükelçisi Işankuli Amanliyev, Çanakkale 18-mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa HAYEF Prof. Dr. Yıldız Kocasavaş, Türk Dünyası Danaışma ve Yarımlaşma Derneği Halit Kanak

Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Üniversitesi Merdan Baycanov, Marmara Gurubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Başkan Yardımcısı Sezgin Bilgiç, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa HAYEF Doç. Dr. Nurcan Güder, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Adın birer konuşma yaparak kitabın içeriklerin öneminini vurguladılar..

 

Türkmenistan İstanbul Başkonsolosu Myratgeldi Seyıtmammedov,  Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Gurbanguly açılış konuşmasında Berdimuhamedov’un armağan etmiş olduğu “Türkmenin Refah İlkesi” kitabının Türkçesinin tanıtılması amacıyla düzenlediğimiz konferansa katılım için teşekür ederek, "Orta Asya’nın ekonomik açıdan hızlı büyüyen ve dünyanın enerji kaynakları bakımından zengin ülkesi olan Türkmenistan devletimiz, “Türkmenistan - Barış ve Güven Ülkesi” yılı olarak ilan edilen 2021 yılında Bağımsızlığının 30. Yılını kutlayacak."sözleriyle konuşmasına ufuk turu yaptırarak devam etdi. 

Seyıtmammedov, "Türkmenistan, bağımsızlığını kazandığı ilk yıllardan itibaren Dış Politikada önemli başarılar elde etmeye başladı. BM Genel Kurulu,  12 Aralık 1995 tarihinde Türkmenistan’a “Daimi Tarafsız Ülke” statüsünü vermiştir. Nitekim Türkmenistan’da tarafsızlık, devletin en önemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmekte ve Dış Politika bu statü temelinde belirlenmektedir. “Aktif tarafsızlık” ve “Açık Kapılar” politikaları çerçevesinde Türkmenistan, dünya devletleri ile ikili ve çok taraflı ilişkilerini geliştirerek, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Bağımsız Devletler Topluluğu gibi birçok uluslararası ve bölgesel örgütler çerçevesinde çeşitli girişimlerde bulunmayı sürdürmektedir." açıklamalarında bulundu. 



Başkonsolosu Myratgeldi Seyıtmammedov,"Devletimizde son yıllarda her seneye özel bir sloganla uluslararası başlangıçlara vesile olmak gelenek haline dönüştü. 2015 “Tarafsızlık ve Barış” yılı, 2016 “Mirasa saygı duymak, Vatanı geliştirmek”, 2017 “Sağlık ve Mutluluk”, 2018 “ Sağlık ve Bahtiyarlık”, 2019 “Türkmenistan – Başarılar ülkesi”  yılı olarak ilan edilmiştir. 2020 yılı Tarafsızlığının 25. yılı vesilesiyle  “Türkmenistan - Tarafsızlığın ülkesi” yılı olarak ilan edildi." dedi  Bu senenin, sloganın “Türkmenistan - Barış ve Güven Ülkesi” olarak seçilmesi ise, Bağımsız ve tarafsız Türkmenistan’ın girişimleriyle BM Genel Kurulunun 73. Oturumunda Türkmenistan’ın başlangıçları üzerine 2021 yılını “Uluslararası barış ve güven yılı” olarak ilan etmeye yönelik Kararını oybirliğiyle kabul edilmesi açısından önemine dikkat çekdi.

 


Seyıtmammedov,"Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Gurbanguly Berdimuhamedov Türkmen halkının tarihi, kültürü, sanatı, sosyo-ekonomik hayatı, geçmişi, bugünü ve yarınları ile ilgili çok değerli eserlerini sıraladı  Bu bağlamda Devlet Başkanının okurlara hediye etmiş olduğu “İrfan Kaynağı”, “Barış Müziği, Dostluk Kardeşlik Müziği”“Türkmenistan – Büyük İpek Yolu’nun Kalbi”, Atta vefada da Sefa da” ve “Türkmenin Refah İlkesi” adlı kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin sevindirici olduğunu dile getirdi.


Baş konsolos, Türkmenistan Devlet Başkanı Hürmetli Gurbanguly Berdimuhamedov yeni kitabında Türkmen halkının dünyaya örnek olan ilkeleri ile ilgili kendi ferasetli görüşlerini belirtmekle birlikte, halkının emsal geleneklerine, vatanın esenliğini sağlama ve şimdiki nesilleri terbiyeleme konularında sahip olduğu yere  işaret etdiği açıklamalarında bulundu. Kitabın öneminin altı kalın çizerek içeriklerini özetledi.


Ülke kültürlerinden verilen hediye ve toplu fotograf çekimiyle toplsntı son buldu.

yilmazparlar@yahoo.com